Lazer enerjisi diğer tıp alanlarında kullanıldığı gibi diş hekimliğinde de aktif bir biçimde kullanılabilmektedir. Son yıllara kadar sadece diş etleri gibi yumuşak doku ve beyazlatmada kullanılan lazer enerjisi atomize su ile birleştirilip elde edilen hidrokinetik enerji sayesinde diş, kemik...gibi sert dokularda da kullanılmaya başlanmıştır.
Lazer ile tedavide hasta ağzında herhangi bir sıcaklık değişimi, titreşim, ağrı olmadığı gibi pek çok kişiyi korkutan kullanılan cihazların sesi de yoktur. Hepsinden önemlisi lazer tedavi için anesteziye gerek duyulmaz. Dolayısıyla normal diş tedavisinde anestezi sonrası ağızda duyulan şişkinlik, kızarıklık oluşmaz.
Kliniğimiz lazer teknolojisini uygulayan ülkemizdeki çok az sayıdaki kliniklerden birisidir. Daha detaylı bilgi almak için bizimle temasa geçebilirsiniz.
1. Lazer Tedavisinin Uygulama Alanları
- Lazer ile dolgu öncesi ağız hazırlığı-çürük temizlenmesi,
- Diş eti tedavileri,
2. Estetik Amaçlı Gülme Hattının Düzenlenmesi
- Küretaj (derin diş eti temizliği),
- Depigmentasyon (diş etlerinde oluşan pigmentlerin temizliği),
- Yumuşak doku lezyonlarının çıkarılması,
- Aft ve uçuk tedavileri,
- Diş hassasiyetleri tedavisi (dentin kanallarının kapatılması)
- Diş beyazlatma cerrahi tedaviler (20 yaş dişleri, implant, ağız ve çene ameliyatları gibi),
- Biostimülasyon (cerrahi operasyon sonrasında duyulan ağrıların oluşumunun önlenmesi gibi),
Yukarıda saydığımız lazer ile tedavi yöntemlerinde hastalarımızın tedavi sonrası iyileşme süreçleri çok daha kısa olup, memnuniyetleri klasik yöntemlere göre çok daha yüksek olmaktadır.
Lazer enerjisinin hastalarımıza sağladığı avantajlar şunlardır;
- Lazer ile diş ve diğer dokulara temas edilmeden çalışıldığı için ısı ve titreşim oluşmaz. Bu nedenle hastada ağrı oluşmaz ve anesteziye gerek kalmadan diş tedavileri yapılabilir. Lazerin bu özelliği anestezi yapılamayan, korkan ve ciddi bir rahatsızlığı olan hastalarda lazeri tercih sebebi yapar. Ayrıca anestezi sonrası duyulan şişkinlik, yemek yiyememe, konuşma zorluğu...gibi rahatsızlıklar oluşmaz.
- Hastalarımızı rahatsız eden ve cihazlarımızdan çıkan yüksek ses lazerde yoktur. Bu nedenle hastalarımız daha konforlu bir tedavi görmektedir.
- Lazer ile yapılan cerrahi tedavilerde hastada kanama oluşmaz. Ayrıca su ile çalışıldığı ve normalden daha az travma verildiği için operasyon sonrası oluşabilecek şişme, morluk...gibi komplikasyonlar önlenmiş olur.
Diş hekimliğinde yeni bir çağ açan lazer teknolojisi, dental sert ve yumuşak doku işlemlerinde hydrokınetıcs adı verilen patentli özel bir teknik kullanmaktadır. Bu teknikte, diğer yağ lazerlerden farklı olarak su, soğutma amaçlı değil kesme işlemine katkı amacıyla kullanılır. Su tanecikleri elektromanyetik enerji yardımıyla daha küçük enerjili su damlacıklarına çevrilerek mine, dentin, çürük, kemik ve yumuşak dokular...gibi oral dokuları kesme işlemine aktif olarak katılır. Bu işlem sırasında ağız içi dokularına hiç bir fiziksel temas olmamaktadır. Bu sistem ile vakaların çoğu iğnesiz(anestezisiz), dudaklar ve dil uyuşmadan ve hastada travma oluşmadan gerçekleştirilir. Waterlase ağızda titreşim ve ısı oluşumuna neden olmadığından, konvensiyonel aeratör ve mikromotorların neden olduğu titreşim ve sesten korkan hastanın gerginliğini ve acısını ortadan kaldırır. Bu sistemin en büyük özelliklerinden biriside çalışılan bölgeyi dezenfekte etmesidir. Konvensiyonel sistemler buna izin vermez.